Kömür hayatımızdan çıkmadı. Sadece görünmez oldu.
Çoğumuz kömürü soba, mangal ve kömürlükle hatırlıyoruz, biraz da nostaljiyle anıyoruz. Oysa kömür bugün de hayatımızın tam ortasında. Evimizde ışıkları açarken, telefonumuzu şarj ederken, bilgisayarımızı kullanırken tükettiğimiz elektriğin önemli bir kısmı kömür yakılarak üretiliyor. Kömür artık kapımıza çuvallarla değil, elektrik kablolarıyla geliyor.
Kömürü görüyorduk.
Kömür sobalarda yakılıyor, isi ve külüyle hayatımızın içinde yer alıyordu. Nerede, nasıl kullanıldığını görmek, etkilerini fark etmek çok daha kolaydı.
Kömürü fark etmiyoruz.
Telefonumuzu şarj ederken, ışıkları açarken, bilgisayarımızı kullanırken elektriğin nereden geldiğini düşünmüyoruz. Oysa Türkiye'de elektrik üretiminin önemli bir bölümü kömüre dayanıyor. Termik santrallerde milyonlarca ton kömür yakılıyor; yaşam alanları yok oluyor, insanlar kanserden ölüyor…
Kömür olmadan da mümkün.
Elektrik ihtiyacımızı karşılamak için kömür yakmak zorunda değiliz. Güneş ve rüzgar gibi yenilenebilir kaynakların payını artırarak kömüre bağımlılığı sonlandırabiliriz. Enerji üretimini dönüştürerek; tüketimi, verimliliği, doğayı ve yaşam alanlarını da gözeterek…
Kaynaklar: Ember, Türkiye Elektrik Görünümü 2026; TEİAŞ, Genel Yıllık İşletme Neticesi 2025 (259 g, nasıl hesaplıyoruz?).